BACK İLE OLUŞTURULMUŞ TÜM PHRASEL VERBS LİSTESİ
Back up – Desteklemek veya geri çekilmek.
Can you back up your argument with evidence?
(Argümanını kanıtlarla destekleyebilir misin?)Back out – Sözünden dönmek veya geri çekilmek.
He decided to back out of the agreement.
(Anlaşmadan vazgeçmeye karar verdi.)Back off – Geri çekilmek veya daha az agresif olmak.
The dog backed off when it saw the cat.
(Köpek, kediyi görünce geri çekildi.)Back in – Geri geri park etmek veya geri dönmek.
She backed in her car into the driveway.
(Arabasını geri geri garaja park etti.)Back down – Bir iddiadan vazgeçmek veya geri adım atmak.
He refused to back down during the debate.
(Tartışma sırasında geri adım atmayı reddetti.)Back away – Geri çekilmek veya uzaklaşmak.
The crowd backed away when the police arrived.
(Polis gelince kalabalık geri çekildi.)Back into – Kazara bir şeye çarpmak.
She backed into a tree while parking.
(Park ederken yanlışlıkla bir ağaca çarptı.)Back out of – Bir anlaşmadan veya sözleşmeden geri çekilmek.
They backed out of the deal at the last minute.
(Son anda anlaşmadan vazgeçtiler.)Back upon – Bir temele dayanmak veya güvenmek.
His argument was backed upon solid evidence.
(Argümanı sağlam kanıtlara dayanıyordu.)Back over – Bir şeyin üstünden geri geri geçmek.
Be careful not to back over the bicycle.
(Bisikletin üzerinden geri geri geçmemeye dikkat et.)Call back – Geri aramak.
I’ll call you back later.
(Seni sonra geri arayacağım.)Hold back – Geri tutmak veya duygularını saklamak.
She had to hold back her tears.
(Gözyaşlarını tutmak zorunda kaldı.)Take back – Geri almak veya sözünü geri çekmek.
I take back what I said earlier.
(Az önce söylediğim şeyi geri alıyorum.)Turn back – Geri dönmek.
We had to turn back because of the storm.
(Fırtına yüzünden geri dönmek zorunda kaldık.)Bring back – Geri getirmek.
Can you bring back some souvenirs from your trip?
(Seyahatinden birkaç hatıra getirebilir misin?)Look back – Geçmişe bakmak veya hatırlamak.
When I look back, I realize how much I’ve learned.
(Geçmişe baktığımda ne kadar çok şey öğrendiğimi fark ediyorum.)Pay back – Geri ödemek.
I will pay you back next week.
(Sana gelecek hafta borcumu ödeyeceğim.)Give back – Geri vermek.
Don’t forget to give back the book you borrowed.
(Ödünç aldığın kitabı geri vermeyi unutma.)Come back – Geri dönmek.
She promised to come back soon.
(Yakında geri döneceğine söz verdi.)Get back – Geri dönmek veya geri almak.
When did you get back from your trip?
(Seyahatten ne zaman döndün?)Move back – Geri taşınmak.
They decided to move back to their hometown.
(Memleketlerine geri taşınmaya karar verdiler.)Push back – Bir şeyi geri itmek veya ertelemek.
We need to push back the meeting to next week.
(Toplantıyı gelecek haftaya ertelememiz gerekiyor.)Step back – Bir adım geri çekilmek veya durumu yeniden değerlendirmek.
Sometimes you need to step back and look at the bigger picture.
(Bazen bir adım geri çekilip büyük resme bakmak gerekir.)Write back – Geri yazmak veya cevap vermek.
I’ll write back to her as soon as possible.
(Ona en kısa sürede geri yazacağım.)Fall back – Geri çekilmek veya geri düşmek.
The troops were ordered to fall back.
(Askerlere geri çekilmeleri emredildi.)Bounce back – Hızla iyileşmek veya toparlanmak.
She managed to bounce back after the setback.
(Yaşadığı aksilikten sonra hızla toparlandı.)